Bu yıl, Cumhuriyetimizin 100. yılıyla birlikte İstanbul Teknik Üniversitesi’nin de 250. yılını kutluyoruz. 1773’te Mühendishane-i Bahr-i Hümayun adıyla kurulan İTÜ, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e miras kalan eğitim kurumlarından biri olarak ülkemizin kalkınmasında önemli rol oynadı. Bilimsel araştırmaları, akademik yayınları, yenilikçi projeleri ve nitelikli eğitimiyle Atatürk’ün hedef gösterdiği muasır medeniyetlere ulaşmamıza katkı sağlayan kurum, Cumhuriyetimiz için arı gibi çalışmanın sembolü oldu.

İTÜ’nün arılarından biri de Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu. Bu yıl mesleğinde 40. yılını kutlayan Prof. Dr. Karaosmanoğlu, dünyanın en etkili bilim insanları listesinde bir kadın akademisyen olarak Cumhuriyetimizi gururla temsil ediyor. Araştırmaları, yayınları, projeleri, sivil toplum çalışmaları ve yetiştirdiği öğrencileriyle kimya endüstrisine yön veren saygın isimlerden olan Filiz Hoca, sektörümüzün de kanaat önderleri arasında yer alıyor.

Yayın hayatına başladığımız 2016 yılından bu yana dergimizin Yayın Kurulu Başkanı olan ve “Sürdürülebilirlik, Çevre ve Biyoyağlama Yağları” temalı köşe yazılarıyla sektörümüze ışık tutan Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu ile Cumhuriyetimizin 100., İTÜ’nün 250., yılında kimya endüstrisini, madeni yağ sektörünü, döngüsel ekonomiye geçişi ve her şeyden önemlisi “geleceği” konuştuk.

Ülkemizin sürdürülebilir kalkınma yolculuğunun bayraktarlığını üstlenen, konuyla ilgili pek çok kavramı literatüre kazandıran ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) Başkanlığı ile sivil toplum alanında ilgi ve farkındalık oluşturan çalışmalar yapan Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşmada Atatürk’ün kurduğu Nazilli Basma Fabrikası’nı örnek gösteriyor ve çok çalışmamız gerektiğine inanıyor.

Cumhuriyetimize ve İTÜ’ye emek veren tecrübeli bir akademisyen olarak Cumhuriyetimizin 100 yıllık yolculuğunu ve bu yolculukta İTÜ’nün yerini nasıl değerlendirirsiniz?

Ne mutlu ki bu sayılarla yeni akademik dönemimize başlıyorum. İTÜ’müz 1773’ten bu güne ve özellikle genç Cumhuriyetimizin endüstrisi gelişirken de ülkemizin yollarında, barajlarında, binalarında, fabrikalarında, her yerinde idi. Biz mühendisler; yaparız, kurarız, üretiriz, geliştiririz. Okulum benim her açıdan ailem. Eşim, en iyi sınıf arkadaşım. Oğlumun ilk ve son diploması İTÜ’den. Okuluma ayaklarım hiç geri gitmeden adeta koşa koşa giderim.

Bu yıl benim için iki önemli açıdan daha önemli. Başkanı olduğum Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) onuncu yılında. Sivil toplumda etkin sesimin olması benim için mühim. İTÜ Mezunları Türk Müziği Topluluğu (İTÜMTMT) olarak 50. yılımızı kutluyoruz. Müzik matematiktir. Nağmeler havada asılı güçlü moleküllerdir. Müzikte mühendislik gizlidir. İTÜMTMT mensubu olmak onurum. Sözün özü 250. yılımızda Cumhuriyetimizin 100 yıldır teknik gücü İTÜ’de bugünleri görmek, İTÜ’lü olmak harika ötesi bir güzellik.

Cumhuriyetimizin 100. yılında kimya mühendisliğinin ve sektörümüzün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kimya sektörümüz ihracatımızın yıldızı. Gururumuz. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) AR-GE görevim ile sektörümüzü yakından izliyorum. Taze saha bilgilerine erişimim akademik çalışmalarıma güç katıyor. 27 sektöre ürün ve ara girdi sunan sektörümüzde katma değeri daha yüksek üretim şart. Sektörümüz başta Avrupa Birliği (AB) gelişmeleri olmak üzere küresel durumu sıkı takipte. Üretim planlamalarında kömür kimyasallarımız, gübre gibi ürünlerin olması; döngüsel ekonomi ve biyorafineri gelişmelerinin dışında kalınmamasını beklemekteyim. AR-GE, inovasyon, üniversite – sanayi iş birliği hep gündemde. Lakin laboratuvardan pazara giden yolda başarımız sektörümüzün büyüklüğü yanında küçük.

Bilindiği gibi sanayimizin, ihracatçımızın önünde Avrupa Yeşil Mutabakatı ve beraberindeki stratejiler ile eylem planları var. Tartışılamaz son durumu ile Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve karbon fiyatlandırması geldi. Sektörümüzün Haziran 2021 tarihli Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sürdürülebilirlik Eylem Planı ve birliklerinin planlamaları ilerliyor. Asıl olan her bir kuruluşumuzun sürdürülebilirlik yönetimini iş yapış kültürlerinin temel öğesi yapması. Sürdürülebilir üretim ve tüketim şart. Çevresel, sosyal, yönetişimsel göstergeler hep iyileştirilerek kimyasalların, tüketiciye ulaşan son ürünlerimizin Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (YDD) ile başta karbon ile su ayak izleri olmak üzere çevresel tüm etkilerinin azaltılması, düşük karbon ekonomisinde ilerleyen üretimleri başarmamız şart. Yeşil pasaport şart. Çok çalışmak gerek. Çok. Çünkü kimya endüstrisinin ürünleri yaşamımızda her yerde.

Kimya mühendisleri de üretimin olduğu her yerde. İnsan kaynağımız güçlü. Sektörümüzde yetkin beyaz yakalı kimya mühendisleri ve giderek artan sayıda yeşil yakalı kimya mühendislerimiz de var. Eksiğimiz pek çok sektörde de olduğu gibi mavi yakalı istihdamı. Bu konuda hızlı eylem gerek. İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü olarak QS Alan Bazlı Dünya Sıralaması’nda Türkiye birincisiyiz. Mezunumuz gururumuz derim hep. İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister ile Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Erceber mezunumuz. Mezun firmalarımız, üst düzey yönetici mezunlarımız çok. Mezunlarımızı selamlıyorum.

Madeni yağ üzerine yoğunlaştığınızı, bu alanda birçok nitelikli insan yetiştirdiğinizi ve sektörün ana oyuncularına yol gösteren araştırmalar yaptığınızı biliyoruz. İlginizi madeni yağ sektörüne çeken süreci anlatır mısınız?

Yüksek lisans, doktora tezim ve doktora sonrası araştırmamda içten yanmalı motorlarda motor biyoyakıtları çalıştım. Doktoramın ardından yağlama yağları ve biyokütle enerji teknolojisine odaklanarak ilerledim. Doçentlik alanım enerji teknolojisi. Kimya mühendisleri için hidrokarbonlar hem ham madde hem de enerji kaynağıdır. Kömür, petrol ve doğal gazı iyi bilmeden biyorafineriler anlaşılamaz. Son 20 yıldır “Üretimler daha temiz yapılabilir, üretimlerin çevresel etkileri azaltılabilir” diyerek gezegenimizin yeşil ve mavisi için çalışıyorum. Tesis ekotasarımı ve YDD çalışması iki temel alanımda ilerliyorum.

Motor başında iseniz, üretimlerde yağlama gereklidir. Yağlama yağları ve gresler sektörümüzün mühim ürünleri. Yağlama, yağlayıcılar, katkı maddeleri, biyoyağlama yağları ve atık yağ yönetimi çalıştım. Tez öğrencileri yetiştirdim. Bu konunun benim için hep teknik keyfi yüksek oldu. Yağlama yağı ve atık yağ kimyasını bilmek ayrıcalıktır. İlgili mevzuat için de görevlerim oldu. Endüstriye izdüşümüm için iki projemi örnek verebilirim. İTÜNOVA Teknoloji Transfer Ofisi projemde, fikir aşamasından bu yana takip ettiğim TAYRAŞ İleri Dönüşüm Rafinerisi yatırımı için Şubat 2020 – Nisan 2023 tarihlerinde görev yaptım. Ülkemizin konusunun ilk ve tek rafinerisinde üretim başlayınca, gece ışıl ışıl iken baktığım o ilk günü hiç unutmuyorum. Adlarındaki ileri dönüşüm tanımı benim dokunuşum. Ne mutlu bana. TAYRAŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mehmet Afşin özelinde bu yatırım için emek verenleri selamlıyorum.

“Sürdürülebilir Üretim ve Biyoendüstriyel Ürün Geliştirme” adlı İTÜ – Cargill Türkiye projemizde FR3 Bitkisel Trafo Yağı biyoürünlerimizden biri. Fosil kökenli trafo yağlarına göre performansı, çevre ve iklim dostu nitelikleriyle ve özellikle yangın güvenliğini azaltırken maliyeti azaltma avantajları ile FR3 Bitkisel Trafo Yağı, trafo binası yönetimi ve elektrik arzı sürdürülebilirlik yönetimi için en doğru ve en düşük karbon ayak izli teknik seçim. Çalışıyoruz. Cargill Orhangazi ve Dilovası tesislerine selam olsun.

Madeni yağ sektörünün kimya sektörü içerisindeki yeri ve öneminden bahseder misiniz?

Kimya sektörü yağlama yağı, gres, katık ve ambalajları üretir ve yağlayıcı tüketir. Yeni ürünler geliştirir. Yağlama özelliğinin iyileştirilmesi, yağlayıcı ömrünün artırılması, atık yağ geri dönüşümü / ileri dönüşümü, yağlayıcının taşıma ve depolanmasının ekotasarımında hep kimya sektörü görevdedir. Ülkemizde küresel markalar ve yerli üreticilerimizle kimya sektörü şemsiyesinde ihracat başarısı yüksek, güçlü bir sektör var. Pazarda başarıyı tetikleyen rekabet çok. Kuvvetli sektörel derneklerimiz var. Sektörün yakın vadede sürdürülebilir yağlayıcı üretimi ve arzında yeşil atılımlar yapacağını öngörüyorum. Yapmalı.

Ülkemizde sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonominin öncülerinden birisiniz. Cumhuriyetimizin 100. yılında bu alandaki vizyonunuzu bizimle paylaşır mısınız?

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler (BM) gelişmeleri, günlük ve endüstriyel yaşamın sürdürülebilir yönetilmesi gereğini ortaya koyuyor. 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı (SKA) yolumuzu çizerken aşırı yoksulluğu sona erdirme, eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadele, iklim değişikliği ile mücadele hususlarında üç söz vermesi ile 2030’a ilerliyoruz.

Üç acil sorunumuz var: Çevre kirliliği, iklim değişikliği; biyoçeşitlilik kaybı. Üç söz ve üç sorun için endüstrinin üçlemesi var: Yeşil, Döngüsel, Dijital Dönüşüm. Değişmek için dönüşümde Yeşil, Döngüsel, Dijital Ekonomi gelişiyor. Zorlu bir yol. Yok saymak olmaz. Başlamak gerek. Gezegen elden gidiyor. Başarı notumuz düşük. SKA12: Sorumlu Üretim ve Tüketim için yurttaşlara, başta mühendislere görev veriyor. Mühendislik yemininde ve mühendislik etiğinde sürdürülebilirlik yönetimi gizlidir. Sürdürülebilir üretim en iyi atık – enerji – su yönetimini, mevcut en temiz teknoloji ile kaynak verimli gerçekleştirmektir.

Yurttaş, akademisyen, SÜT-D Başkanı ve köşe yazarı olarak bu yeşil yol için, sürdürülebilir yaşam için uğraş veriyorum. Uğraşımda köşelerimde Türkçesi doğru teknik bilgili fayda yaratmayı önceliklendiriyorum. Madeni Yağ Dünyası Dergisi’nin şekillendirilmesi fikrini petrol sektöründeki başarısını bildiğim ADCO Genel Müdürü Selçuk Akat ilk benimle paylaşmıştı. Duyduğum heyecan, heyecanımız dün gibi. Dergi önemli bir ilki ve teki başarıyor. Köşemin adı “Sürdürülebilirlik, Çevre ve Biyoyağlama Yağları”. Bu adlandırma sürdürülebilirlik yönetimi için sektörün olmazsa olmaz gidişatını, değişmek için dönüşümü karbonsuzlaşma yolunu özetliyor.

Cumhuriyetimizin 100. yılında sanayimizin aldığı yol, ihracat başarımız mühim. Tarihimizde Sanayi Devrimi dışında kalma var. Osmanlı İmparatorluğu’ndan Hereke İpekli ve Yünlü Dokuma, Bakırköy Pamuklu Dokuma, Feshane Yünlü Dokuma, Beykoz Deri ve Kundura fabrikaları kalmıştı. İTÜ’müz vardı. Genç Cumhuriyet ile kazanılan ivme inanılmaz. Bu ivmeye mezunlarımız büyük görevler yaparak imzalarını attı. İTÜ Müzesi’ni görmeli ve yakında sunulacak İTÜ 250. Yıl Belgesel dizisini izlemeli. Cumhuriyetimizin 100 yılındaki sanayileşmeyi İTÜ tarihini öğrenerek daha iyi ve doğru değerlendirebiliriz.

Kimyasal Teknolojiler dersimin inovasyon ve girişimciliğe odaklandığımız haftasında ezbere bildiğim Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sana“Sanayileşmek yileşmek en en büyükbüyük milli damilli davvalarımız aralarımız arasında yasında yer almaker almaktadırtadır. Çalışması v. Çalışması vee yyaşaması için ekaşaması için ekonomik elemanları memlekonomik elemanları memleketimizetimizdede memevvcut olan büyükcut olan büyük-k-küçük her çüçük her çeşit sanaeşit sanayii kyii kururacağızacağız vve işlete işletececeğiz. En başeğiz. En başta vta vaatan müdaftan müdafaası olmak üzaası olmak üzereree,, mahsullerimizi kıymetlendirmek vmahsullerimizi kıymetlendirmek ve en kısa e en kısa yyoldan,oldan, en ileri ven ileri ve re refefah ah seseviyviyesi yüksek Tesi yüksek Türkiyürkiye idealinee idealine ulaşabilmek için bu bir zarurulaşabilmek için bu bir zarurettirettir”” sözleri ve ”Her fabrika bir kaledir” özdeyişini vurgularım. Dikkat buyurunuz. Bu gereklilik günümüzdeki hedef, söz verme, strateji ve eylem planlarımızda var.

Üretmek, sürdürülebilir üretim şart. O vakitler inovasyon, girişimcilik kelimeleri yoktu. Devletin girişimciliği, yatırımları ile endüstrimiz coştu. Okuyucularımıza Atatürk Tipi Fabrika, Sosyal Fabrika Modeli için Nazilli Basma Fabrikası’nı öğrenmeye davet ediyorum. Günümüzde olması gerek dediğimiz BM SKA ve sürdürülebilir yaşam kültürünü bulacaksınız. Orta Asya’dan Anadolu ve Rumeli’ye bizim kültürümüz aslında sürdürülebilir yaşam kültürüdür. Lakin değerlerimizi yitirdik. Evde, okulda, işte, yolda, tarlada, ormanda sürdürülebilir kalkınma için ivmelenme gerek. Ülkemizin, gezegenimizin yeşili ve mavisi ne güzel. Kıymet bilmeliyiz. Bizim dışımızdaki canlılara, bitkilere, hayvanlara, mikroorganizmalara kıymamak gerek.

Dünya ile kıyaslandığında madeni yağ sektörü döngüsel ekonominin neresinde?

Döngüsel ekonomi sanayimizde, kimya endüstrimizde ve sektörümüzde kurulu kapasite ve atık potansiyeli yanında çok çok az oranda uygulamada. Üretimlere döngüsel ekonominin katacakları tam bilinmiyor. Mevzuat, pazar talebi ve ihracat ilişkilendirmesi yapan kuruluşlarda zorunluluklara cevap verme gereği ile artan ilgi var.

tık oluşumunu en aza indirmek, kaynak, ürün ve malzemelerin ekonomik değerini mümkün en uzun sürede korumak kısa tanımı olan döngüsel ekonomi, girdi – enerji – su verimliliği; en iyi atık yönetiminde geri dönüşüm / ileri dönüşüm; ekotasarım içerir. Az kullanılan ya da işlevselliği sürmeyen ürün, ekipman, yol ve binanın da yenilikçi iş modelleriyle değer yaratmasını da esas alan döngüsel ekonominin madeni yağ üreticileri, atık yağı girdi yapacak yeni yatırımcılar ve ambalaj üreticileri için sunduğu fırsatlar ve yeşil işler var. Yeşil akçe var. Bu yeşil, doların yeşilinden daha kıymetli.

Yaşam döngüsü boyunca girdi adeta hiç tüketilmiyor gibi çevresel etkilerini azaltarak, ekonomide katma değer kazanarak yağlama yağı, gres ve ambalajlarını üretmek mümkün. Mevzuatımız hazır. Atık yağ işleyen teknik yetkin ve yeterli tesis sayımız çok az. Ambalajlarda geri dönüştürülmüş plastik oranı da artmalı. Yatırımlar artarken atık yağ yasal zincire işlenmek için girmeli. Unutmayalım ki yağlayıcı, gres ve ambalajları ithal girdilerinden üretilirken faydalı kullanım ömrünü tamamlayan atıkları stratejik kıymetli yerli ham madde olur. 2009’dan beri “Atık ulusal servettir” diye yazıp konuşuyorum.

Biraz da Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D)’nin çalışmalarından ve hedeflerinden bahseder misiniz?

Sürdürülebilir üretim ve tüketim konusunda toplumda güçlü etki yaratmak için faaliyetler yaparak, en iyi enerji, su, atık yönetimi ile kaynak verimli, mevcut en iyi teknolojilerin kullanılması; çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele edilmesi; insan ve doğa dostu sürdürülebilir yaşam kültürü ile sürdürülebilir kalkınma farkındalığının artırılması için çalışma ve paydaşlarla yakın işbirliğinde bulunma hedefimiz doğrultusunda 10. yılımıza yaygın bilinirlik yaratarak hızla ulaştık.

Üyelerinin %75’i kadın, %60’ı ise 40 yaş altında olan SÜT-D konusunun ilki ve teki olan İstanbul Karbon Zirvesi etkinliğiyle ülkemizin iklim değişimi ile mücadele yolunda lider platformunun öncüsü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ve İTÜ ana desteğinde 6-7 Mayıs 2024 tarihinde dokuzuncu zirvemizi “İklim Değişikliği Kaynaklı Riskler, Fırsatlar ve Karbon Ticareti” başlığında tescilli yeşil İTÜ Ayazağa Yerleşkesi’nde yapacağız. Kişi ve kuruluşların sera gazı azaltım başarısını, konusunda ülkemizin ilki olan “SÜT-D Düşük Karbon Kahramanı Ödülü” ile taçlandırıyoruz.

2022 Türkiye İMSAD Geleceğe Yatırım Ödülü sahibi olmaktan gurur duyduğumuz, çocuklara ulaşarak sürdürülebilir yaşam kültürü kazandırma ve karbonunu iyi yöneten nesiller yetişmesine katkı yapmak üzere verdiğimiz SÜT-D 2023 Küçük Karbon Kahramanı Ödülü gururumuz. Ödüllü ödül sunmak ayrı bir onur bizim için. Türkiye’nin ilk ve tek elektrikli ve elektronik atık zirvesini 2015 yılında yapan ve “E-Atık Kahramanı” ödülünü de veren SÜT-D döngüsel ekonomiyi ikinci öncelikli alanı olarak görmekte.

Hedeflerimizin kamuya ulaşmasında medyanın etkisini bilerek, belli aralıklarla basın bülteni sunup çağrılarımızı yaparak yazılı, sözel, görsel ve sosyal medyada sesimizi duyuruyoruz. Örneğin dijital karbon ayak izi, dijital temizlik, küresel geri dönüşüm gününü ülkemizde ilk kez SÜT-D gündeme taşıdı. SÜT-D sadece konuşup yazmıyor. 30 Kasım 2015 tarihinde SÜT-D Türkiye’nin ilk Sürdürülebilir Etkinlik Yönetim Sistemi (ISO 20121) sertifikasına sahip oldu. Etkinliklerimizi, çalışmalarımızı sürdürülebilir yönetiyoruz. 2021’deki İstanbul Karbon E-Zirvesi için SÜT-D ve İSTAÇ birlikte çalışarak zirvemizin karbon ayak izini dengeledik. Zirvemiz karbon nötr oldu. İstanbul’umuzun çöpünün enerjisi iklimin dostu oldu. İSTAÇ özelinde ülkemde çöpten çöp çıkarmayanlara saygımı sunuyorum.

Siz sıcak insani ilişkileriniz ve pozitif enerjinizle de çevrenize ilham veriyorsunuz. Dünyaya bakışınızın ve yaşam felsefenizin şekillenmesinde gezgin olmanızın etkisi var mı?

İTÜ Kimya Mühendisliği Bölümü Mezuniyet Yıllığı’nda “Filiz nereden aldığını belirleyemediğimiz korkunç bir enerjiye sahiptir. Kimya bilimi ile küçük yaşlardan ilgilenmeye başladığından yeni bir enerji kaynağı bulmuş olabilir. Bitmeyen enerji ile her dersi ayrı dikkatle izleyen arkadaşımızın tuttuğu ders notları ilgi duyulacak derecededir” cümleleri var. Enerji teknolojisi için emek verdim lakin yeni bir enerji kaynağı bulamadım. Biyorafineriler için öncü oldum. Biyoyakıtlar; Biyokimyasallar; Biyogüç Üretimi; Biyoyağlayıcılar için çalışıyorum. Keyifle yazmayı sürdürüyorum.

Üsküdar – İstanbul’da büyümüş bir Rumeli kızı olarak görev, keşif, kültür ve keyif seyahatlerim, oğlum, eşim, arkadaşlarım, öğrencilerim, kahve tadı ve kokusu ile yaşam enerjimi yüksek tutuyorum. Enerjimin kişilere iyi geldiğinin farkındayım. Hep söylenir. Ne mutlu bana. Gezgin olmak mutluluk yönetimimde mühim benim için. Okuyorum. Geziyorum. Tekrar okuyorum. Görmek, keşfetmek akademik yaşamıma enerji katıyor.

Gezegeni keşfettikçe, doğanın güzellikleri içinde var oldukça ve insanın doğasına, kültürüne yaptıklarını gördükçe bilim insanı ve sivil aktivist olarak daha çok çalışıyorum. Çalışacağım.

Oğlumla yaptığım son gezimde Manchester’da, nam-ı diğer sanayi devriminin kritik kentinde ülkemin zamanında yapmadıklarını, yapamadıklarını ve yapması gerekenleri daha iyi öğrendim. İTÜ’müz gibi Manchester’ın sembolü de arı. Arı gibi çalışmak gerek. İTÜ güzelim ülkemiz için çalışıyor.

Cumhuriyetimizin 100. yılı için ülkemize, sektörümüze ve ülkemizin geleceğini inşa etmekte olan gençlerimize mesajınız nedir?

Bu yıldönümlerini görmek kısmet oldu diye şükrediyorum. Üç mesaj vermek isterim: Zamanımızı iyi yönetelim. Çünkü geri dönüştürülemeyen tek büyüklük zamandır. Bilgi olmadan fikir olmayacağı için çok çalışalım. Yurttaş ve mesleki yetkinliklerimizi artıralım.

Sürdürülebilir yaşamda “Ama; Fakat” demeden eksik ve yanlışlarımızdan ders alarak, öğrenerek ilerleyelim. Böylece huzur ve mutluluk bizimle olacaktır. Sektörümüzün bereketi bol, gençlerimizin bahtı açık, Cumhuriyetimizin 100. yılı kutlu olsun.

Haberin Bağlantıları: