Geçenlerde sosyal medyada bir fotoğraf düştü önüme. Denizin içerisinde plastik eldivenin tek parmağına sıkışmış küçük bir balık. Çıkması imkânsız, çaresiz ölümü bekleyen bir balık.
Fotoğraf beni çok etkiledi… O plastik eldiveni denize atan elbette içimizden biri. Tabii ki Balık içerisine girsin ölsün diye attığını düşünmüyorum ama sonuç balığın çaresizliği ve ölümü…

Bu yıl Dünya Çevre Günü’nün teması ‘plastik kirliliğini yenelim’ oldu. Günlük hayatta sık kullandığımız, vazgeçilmez hale gelen ama aynı zamanda yaşadığımız çevreye, doğaya, sağlığımıza zarar veren plastik atıkların daha az kullanımı ve kullanılanların ekonomiye kazandırılması vurgusu yapıldı.

Dünya Çevre Günü geldi geçti, mesajlar verildi ve bitti. Peki biz ne yapıyoruz? Kendi adımıza çevre adına ne yapıyoruz!

HER DAKİKA BİR KAMYON PLASTİK SUYA KARIŞIYOR
Birleşmiş Milletler verilerine göre, her yıl yarısı tek kullanımlık olmak üzere toplam 400 milyon tondan fazla plastik üretiliyor. Üretilen plastiğin ise sadece 40 milyon tonu geri dönüştürülüyor. Her dakika, evet yanlış okumadınız her dakika bir çöp kamyonu plastiğin denizlere, gölere karıştığı tahmin ediliyor. Ve kullanıp attığımız plastiklerin her geçen gün artmasıyla, sulara karışan plastiğin 2040 yılına kadar yılda 60 milyon tona çıkacağı tahmin ediliyor.

SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR
Plastik çöpler gölleri, denizleri, dolayısıyla bizim sağlığımızı olumsuz etkiler hale geldi. Çünkü deniz çöpü diye tarif edilen çöpün yüzde 85’ten fazlasını plastikler oluşturuyor. Denizde çözülen mikroplastikler gıda, su ve hava yoluyla insanların ve hayvanların da sağlığını tehdit ediyor. Yani dışarıya attığınız her Çöp, bumerang gibi dönüp dolaşıp sizi buluyor.

ANTALYA İÇİN KRİTİK UYARILAR
Antalya’ya bakarsak 640 kilometrelik sahil bandına sahibiz. Açıkçası denizle haşır neşir olan bir kent olduğumuzu düşünmüyorum. Deniz, yaz döneminde biraz da turizmin etkisiyle gündeme gelen bir varlık bizim için. Ama deniz kirletme konusunda bayağı mahiriz. Gerek otellerin atıklarını çaktırmadan uçsuz bucaksız denize salması, gerek teknelerin kıyıda yüzenlerin gözünün içine baka baka sintine suyunu denize boşaltması, gerekse bireysel olarak sigara izmaritinden, plastiklere, araba tekerleğinden çocuk bezine denizi çöplük gibi görüp elimize geleni atmamız…

ANTALYA Kent İzleme Platformu’nun raporu da Antalya’nın çevre konusunda Antalya ile ilgili bir çevre raporu var, ayrıntıya girmeyeceğim sadece başlıkları paylaşacağım. Başlıkları büyük yazıyorum ki hepimizin hafızasında kalıcı olsun. SU KAYNAKLARI YOK EDİLİYOR, AKARSULAR VE DENİZLER ZEHİRLENİYOR, KORUMA ALANLARI YAPILAŞMAYA AÇILIYOR, KAMUSAL ALANLAR TALAN EDİLİYOR…

AYRI TOPLAYALIM
İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, çapı 5 milimetreden küçük mikroplastiklerin gıda, su ve havaya karıştığını, her birimizin yılda 50 binden fazla mikroplastiği tükettiğimizi söylüyor. Karaosmanoğlu, plastik döngüsel ekonomisine geçip 2040’a kadar denize giren atık plastiği yüzde 80 oranında azaltabileceğimizi belirtiyor.

Karaosmanoğlu’na göre, öncelikle tek kullanımlık plastik tüketimi azaltılmalı, uzun ömürlü, dayanıklı plastik ürünler satın alınmalı. Ambalajına tekrar doldurarak ürün satın alma seçeneklerini tüketiciye tanınmalı (bunu birçok Avrupa ülkesi yapıyor, biz neden yapmayalım?). Karaosmanoğlu, ‘atmayalım, yakmayalım, ayrı toplayalım’ çağrısında bulunuyor. Burada belediyelerin öncülük etmesi gerektiğini düşünenlerdenim.

Dünya Çevre Günü bir gün deniz ve çevre temizliğiyle geçiştirilecek bir konu değil. Herkesin evinin önünü günlük temizlemesi, hem de tozutmadan temizlemesi gereken bir konu. Sahi sizin evinizin önü temiz mi?

Haberin Bağlantıları: