Bereket Enerji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı “İnsanoğlu aslında tüm enerji ihtiyacını, rüzgardan güneşten karşılayabilir. Ama yapılması gereken yatırım da az değil. Karşılığı ödenmeden bir şey elde edilemiyor” dedi.

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği SÜT-D tarafından düzenlenen V. İstanbul Karbon Zirvesi İstanbul Teknik Üniversitesi Ayazağa Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Zirve kapsamında Karbon Yönetimi ve Endüstri başlıklı bir oturum da gerçekleştirildi. SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu’nun yönettiği oturumda Bereket Enerji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı, Zorlu Enerji Ticaret Direktörü İnanç Salman, Enerjisa Üretim Yenilenebilir Projeler Müdürü Ezgi Deniz, Organik Kimya Sağlık Emniyet Çevre ve Kalite Müdürü Bülent Uğurlu, Polisan Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik Müdürü Dilek Sarıaslan konuştular.

KARBON AZALTMADA SORUNLAR VAR

Bereket Enerji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı oturumda yaptığı konuşmada, karbon salımını aşağıya indirmek için çeşitli mekanizmalar bulunduğunu belirterek “Bunlarda başarı da var, sorunlar da var. En önemli sorunlardan biri fiyatın değişken olması. Bir dolar da var, 100 dolar da var. Uluslararası anlaşmalar var ama mekanizmalar yetersiz” dedi. İnsanoğlunun karbonla ilişkisinden bahseden Ceyhan Saldanlı şunları söyledi:

“Bu kısa bir hikaye. İnsanoğlunun hayatında değişik merhaleler ve kilometre taşları var. Bu kilometre taşlarıyla hayat değişmiş. Biri tarıma geçiş. İkincisi hayvanları kullanmaya başlamak, yani 5 kilometre hızla giderken 50 kilometre hızla giden hayvanları kullanmak. Bir sonraki kilometre taşı ise sanayi devrimi. Buharla tanışmış insanoğlu ve hayatı bundan sonra çok değişmiş. Gideceği yere buharlı makinalarla gidiyor. Sanayide buharla çalışan makineler kullanıyor. İnsanoğlu bu gelişim sayesinde yapabileceklerinin kat kat fazlasını yapıyor. Üretim artıyor, sosyal düzen değişiyor. Her şey mutlu şekilde ilerlerken bir şeyin eksik kaldığı ortaya çıkıyor.

Buhar makinasında yanma denilen bir reaksiyon var. Oksijen ve karbon birleşerek yanmayı sağlıyor. Enerji açığa çıkıyor ama yanında bir şey daha çıkıyor, karbondioksiti gökyüzüne salıyoruz. Başlangıçta farkında değiliz, hava kirliliği artıyor, insan hayatı üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor. Kullandığımız bu makinalar bizim rakibimiz. Çünkü oksijen tüketiyorlar, bizden kat kat karbondioksit üretiyorlar.”

Karbondioksitin bitkiler tarafından yeniden oksijene çevrildiğini hatırlatan Saldanlı, “Ama bitkilerin geri kazandırma kapasitesi, doğal yollarla üretilen karbondioksit kadar. Deniliyor ki yılda doğal yollardan 213 milyar ton karbondioksit bırakılıyor. İnsanoğlunun bıraktığı 6 milyar ton. Bitkiler doğal süreçlerle bunun yarısını bertaraf edebiliyor. Gerisi atmosferde kalıyor. Bunun birkaç sonucu var. Bunların başında iklim değişikliği geliyor. Önlem alınmazsa geri dönülemez şekilde değişiyor iklim.”

RÜZGAR VE GÜNEŞ ENERJİSİ KARBON SALMIYOR

İklim değişikliğiyle mücadele için karbon salmayan yöntemlerle enerji üretmek ve makinalar kullanmak gerektiğini kaydeden Ceyhan Saldanlı “Nedir bunlar? Oksijen tüketmeyen kimyasal fiziki süreçler? Enerjimizi rüzgardan, güneşten, sudan üretirsek herhangi bir karbon salma olayı yok. Bu kaynaklar yenilenebiliyor. Yani yenilenebilir enerji kaynakları dediğimiz kaynaklar” diye konuştu.

Bütün ülkelerin iklim değişikliğine yol açmayacak bir yaklaşımla sanayilerini geliştirmek için gayret sarf ettiklerini ifade eden ve “Ama bu yeterli mi? Burasını irdelemek lazım” diyen Saldanlı şöyle devam etti:

“Hiç kuşkusuz ki daha çok gayrete ihtiyaç var. Bu gidişle 2040 yılında ancak enerjimizin yarısını yenilenebilirden sağlayabileceğiz. 2050’de tamamına yakınını. Ama bu süreç çok uzun. Çok daha hızlı olmak zorundayız. Çünkü dünya bir tane. Bunun geriye dönüşü, elde ettiklerimizin çok daha fazlasını harcamamamızı gerektiriyor.

Çocuklarımız için neslimizin geleceği için önlem almalıyız.”

İNSANOĞLUNA GÜNEŞ VE RÜZGAR YETER

Bereket Grubu’nun bir enerji ve sanayi kuruluşu olarak iklim değişikliğini önlemeye yönelik çözümlere büyük önem verdiğini vurgulayan Saldanlı şunları söyledi:

“Biz enerji üretimine ilk olarak HES’lerle başladık. Bugün 30 civarında HES’imiz, üç rüzgar santralimiz, jeotermal santrallerimiz ve metan gazını kullanan tesislerimizle dünyanın karbon salımını sınırlamaktaki çalışmalara katkı sunuyoruz. Ama başka alınması gereken tedbirler de var. Örneğin rüzgar eserse bu kaynaktan enerjimiz var. Yani rüzgarın süreklilik arz etme konusunda bir sorunu var. Bunun karşılığında geliştirilmesi gereken şey depolama tesisleri. Diğer bir adım şebekelerin güçlendirilmesi. Bir dünya düşünün bir yüzünde güneş var. Güneşi karanlık bölgeye göndermek için şebekeye ihtiyaç var. İnsanoğlu aslında tüm ihtiyacını, rüzgardan güneşten karşılayabilir. Ama yapılması gereken yatırım da az değil. Karşılığı ödenmeden hiçbir şey elde edilemiyor.”

DÜNYANIN GELECEĞİ İÇİN HERKESE GÖREV DÜŞÜYOR

Yenilenebilir enerji kaynaklarını daha fazla devreye sokma, iklim değişikliğine karşı önlemler alma hedeflerini ısrarla takip etmek gerektiğini kaydeden Ceyhan Saldanlı “Sanayinin, bilim adamlarının ve sosyal kuruluşların bu konuda görevleri var. Sanayinin görevi tesisleri kurmak. Bilim adamları için depolama teknolojilerini geliştirmek… Biliyorsunuz elektrik çoğu enerji kaynaklarına göre vazgeçilmezdir. En önemli özelliği çok verimli şekilde kullanılabilmesidir. Fosil yakıttan otomobillerde yüzde 50-60 verim alabilirken elektrik otomobillerde yüzde 90 verimlilikle kullanılabiliyor. 1 cm’lik hattan bir şehri besleyebiliyoruz. Ama o kadar borudan şehri besleyemezsiniz. Bütün bu avantajının karşılığında elektriğin dezavantajı depolanamaması. O yüzden bilim insanları bunları yapmalı.”

KARBONU SADECE İNSANOĞLU MU SALIYOR?

Karbon salımının iklime etkilerini ele alırken, sağlıklı bilgiler ışığında düşünmek gerektiğini vurgulayan Ceyhan Saldanlı şöyle konuştu:

“Dünyanın karbondioksit üretiminde yanardağların payı nedir? Acaba bütün insanlar karbondioksit salımını sıfıra indirseler yanardağların yüzde kaçı kadar tasarruf yapacaklar? Tatmin edici bilgiler olmadığı için buna inanmayanlar var. Üstelik bunlar üstelik büyük ülkeler çapında. Bazı devletler iklim anlaşmasından imzalarını çekebiliyorlar. İklim değişiminde güneş patlamalarının, yanardağların rolü nedir? Geçmişteki iklim değişiklikleri neden oldu? İnsanoğlu karbon salmıyordu ki? Bütün bunlar cevaplanması gereken sorular.”

ÇOCUKLARIMIZA MUTLAKA ANLATMALIYIZ

İklim değişikliğinin nedenleri, sonuçları ve önlenmesine ilişkin daha öğrenilmesi ve yapılması gereken çok şey bulunduğunu ifade eden Saldanlı “Çocuklarımıza bunları anlatmamız lazım. Çalışmalar yetersiz de olsa değişmeyen şey şu. Bugün insan etkinliği kuşkusuz karbon dengesini bozmuştur. Bu bozulmanın sınırları net belirlenmeli. Ama iklimi değiştirdiği de kabul edilmeli” şeklinde konuştu.

BİLGİ KİRLİLİĞİ DE ÖNLENMELİ

Bazen yenilenebilir kaynaklara dayalı bir santral yapılacağında, daha önce doğalgaz ve kömüre karşı çıkmayanların buna karşı çıkabildiklerine dikkat çeken Saldanlı “Bu bilginin kirletilmesinden kaynaklanıyor. Halkın suçu değil. Suç bu yatırımları yapanların, yani halkı bilgilendirmesi gerekenlerin. Bu konularda kollektif davranılmalı, herkes kendi üzerine düşeni yaparlarsa dünya bugünkünden çok daha güzel olacaktır” ifadelerini kullandı.

Mehmet KARA

Haberin Bağlantısı: Enerjigunlugu.net