Küresel ekonomide rekabet giderek hızını artırırken, ülkeler de bu hıza ayak uydurmak için özel bir gayret içerisine girdi.

Küresel ekonomide rekabet giderek hızını artırırken, ülkeler de bu hıza ayak uydurmak için özel bir gayret içerisine girdi. Bu anlamda, bir yandan sınırları içerisinde yatırımcılar için avantajlı ortam yaratarak kaynak çekmeye çalışırken, öte yandan da ürettikleri ürünleri tüm dünyaya ulaştırmanın önündeki engelleri kaldıracak önlemler alıyorlar. 2023 yılında 500 Milyar Dolar’lık ihracat hedefi doğrultusunda ilerleyen Türkiye ise bu rekabette adını üst sıralara yazdırmak için özel sektör ve kamu işbirliğinde reform niteliğinde girişimlere imza atıyor.

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Sefa Çakır, yatırım ortamının iyileştirilmesi adına atılan adımları, temsil ettiği “Meyve ve Sebzelerin İşlenmesi ve Ticareti” Meslek Komitesi’nin gözünden ve ihracatçı kimliği ile değerlendirdi.
İhracatçıların en büyük sıkıntılarından birisinin sınır kapılarında bekleme süresi olduğunu belirten Çakır, özellikle yaş meyve ve sebze gibi raf ömrü kısa olan ürünlerde sınır kapılarında bekleme olması durumunda ürün kayıpları yaşanabildiğini dile getirdi.

Bu anlamda, ihracata giden ürünlerin en azından ülkemiz sınırları içerisinde herhangi bir beklemeye maruz kalmaması amacıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı görevlileri ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı personelinin çalışma saatlerinin uyumlulaştırılması ve 7/24 saat usulüne göre çalışmanın esas alınması anlamında atılan adımlardan büyük memnuniyet duyduklarını belirtti. Çakır şöyle devam etti:
“Keza, dolaşım ve menşe belgelerinin elektronik ortama taşınmakta olmasını da vakit tasarrufu sağlayacak önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Münferit olaylarda talep edilen fahiş fiyatların önüne geçmek amacıyla uygulanmaya başlanan (veya bazı kalemlerde başlanacak) “azami tarife uygulaması” ise dış ticaret işlemlerinde karşılaşılan ekstra maliyetlerin önüne geçecek ve üyelerimizin birçok alanda mağduriyetini giderecektir. Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikasını almanın kolaylaştırılması yolundaki adımlar da kuşkusuz dış ticaret işlemlerinin maliyetlerinin ve sürelerinin azaltılmasını sağlayacaktır.”

“Zaman, maliyet demek”

Zamanın iş dünyasında maliyet demek olduğunu belirten Hakan Sefa Çakır, “Dış ticaret söz konusu ise zamanın maliyeti daha da yükseliyor. Dolayısıyla dış ticareti hızlandıracak ve prosedürleri kolaylaştıracak her türlü adım ülkemiz ekonomisi için önemli bir kaynak tasarrufudur. TOBB Başkanımız Sayın Hisarcıklıoğlu da 9 Şubat 2018 tarihinde gerçekleşen Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) Toplantısı’nda bu konulara değindi. Kendisinin de konuşmasında belirttiği gibi bizler özel sektörün çatı örgütü olarak, kamu ve özel sektörün el ele vererek hayata geçirdiği projelerin elzem olduğuna inanıyoruz. Yapılacak işbirliğinin güç birliği olarak geri döneceğini, Türkiye’yi her geçen gün daha da çetinleşen uluslararası rekabet ortamında ileri taşıyacağını biliyoruz” dedi.

“Sorunlarımıza duyarsız kalınmadı”

Odaların organizasyon yapısında Meslek Komiteleri ve Oda Meclisi’nin büyük önem taşıdığını ifade eden Hakan Sefa Çakır, “Komite ve Meclis toplantılarımızda üyelerimizin ticari hayatta yaşadıkları sıkıntılar tartışılıyor ve çocuğu zaman üretilen çözüm önerileri ile birlikte Yönetim Kurulu gündemimize geliyor. Yönetimimiz de konuyu içeriğine göre çatı örgütümüz olan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve ilgili Bakanlıklara iletiyor. Bugün yatırım ortamının iyileştirilmesi ve ticari hayattaki aksaklıkların giderilmesi yönünde atılan somut adımlar, TOBB ve Bakanlıklarımızın kendilerine iletilen sorunlara duyarsız kalmamalarının neticesinde gerçekleşmiştir. Bu anlamda, tüm yetkililere Mersin iş dünyası adına teşekkürü borç biliyoruz” dedi. Çakır şöyle devam etti:
“Tabii üyelerimize de teşekkür ediyoruz. Çünkü bizlerin tespiti yetmez, üyelerimiz sahada yaşadıkları sorunları bizlere taşımasa biz ilgili mercilere bunları aktaramayız. Şimdiye kadar paylaştıklarım şu anda gündemimizi meşgul eden sorunlara yönelik önlemlerdi. Ancak bazı sorunlar var ki şimdi çok fark etmesek de bundan 5, en geç 10 sene sonra gündemimizi ciddi şekilde meşgul edecek. Bunların başında da kuraklık sorunu geliyor. Akdeniz Havzası, küresel iklim değişikliğine karşı dünyanın en hassas bölgelerinden birisi olarak kabul ediliyor. Süregelen sıcaklık artışı ve yağışların azalması sonucu kuraklık kapıyı gelip çaldığında bizlerin bir B planı olması lazım. Ülkemiz ve bölgemiz için son derece önemli sosyo-ekonomik değere sahip tarım alanları üzerinde değişen iklim koşullarının yaratacağı negatif etkiler sektör temsilcilerinde ciddi endişe uyandırıyor.

Dolayısıyla bizler sorunlar kapımızı tam anlamıyla çalmadan, konuyu gündeme getirecek ve gelecekteki iklim değişikliğinin boyutları, Türkiye’nin hangi bölgelerini nasıl etkileyeceği, tarımsal üretimin gelecekte nasıl bir değişikliğe uğrayacağı ve alternatif tarımsal üretimin doğru bir şekilde planlaması gibi konuları tartışmak üzere Mart ayında bir konferans düzenleyeceğiz. 27 Mart tarihinde düzenlenecek bu konferansa konuyla ilgili tüm tarafları davet ediyoruz. Bu konu gerçekten çok önemli ve konferanstan maksimum düzeyde faydalanabilmeleri için konferans kaydı yaptıran katılımcılarımıza gelmeden önce okuyacakları bir bilgi notu ulaştıracağız. İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İTÜ Öğretim Üyesi Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu ve Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın konuşmacı olacağı panele Mersin hinterlandındaki tüm ilgililer katılabilecek. Çünkü sizlerin de bildiği üzere çevresel sorunlar sınır tanımazken, bu sorunlara yönelik alınacak önlemleri de sadece bir kentle sınırlamak maalesef sürdürülebilir bir çözüm sunmuyor.”

Haberin Bağlantıları